Temmuz, 2011 için arşiv

RMS’den E-Kitap Değerlendirmesi

Yayınlandı: 26 Temmuz 2011 / Linux

Pardus-Linux.Org topluluğu tarafından hazırlanan e-dergi‘nin 33. sayısında Richard Stallman’ın bir değerlendirmesi yayınlanmış. Sahipli yayın/yazılım/… nedir ne değildir’i basitçe kavratabilecek kadar güzel bir yazı. Aynen aktaralım;

İş dünyasının hükümetlere hakim oldugu ve kanunlarımızı yazdıgı bir çagda her teknoloj ik gelisme, is dünyasının halka yeni kısıtlamalar dayatmasını saglayacak fırsatlar sunuyor. Bizi güçlendirmesi gereken teknoloj iler tam tersine bizi zincire vuruyor.
Basılı kitaplarda,
– Kendinizi tanıtmadan (anonim olarak) kitap satın alabilirsiniz.
– Satın aldıgınız bu kitaba sahip olabilirsiniz.
– Kitabın kullanımını kısıtlayacak bir lisans anlasması imzalamak zorunda degilsiniz.
– Kitabın biçimi bellidir ve okumak için birinin sahip oldugu teknoloj ileri kullanmanız gerekmemektedir.
– Kitabı bir baskasına hediye edebilir, ödünç verebilir ya da satabilirsiniz.
– Kitabı tarayıp kopyalayabilirsiniz ve bu durum, telif hakları yönünden kanuna bazen aykırı degildir.
– Kimsenin kitabı yok etme gücü yoktur. Amazon’un e-kitaplarında ise tam tersine,
– Amazon, kullanıcıları e-kitapları alabilmesi için kullanıcıların kendini tanıtmasını ister.
– Bazı ülkelerde Amazon, kullanıcıların e-kitaba sahip olmadıgını söyler.
– Amazon, kullanıcıların kullanımı ile ilgili kısıtlayıcı bir lisansı kabul etmesini ister.
– Dosya biçimi gizlidir ve yalnızca kullanıcıları kısıtlayan sahipli bir yazılım tarafından okunabilir.
– Bazı kitaplar için yalnızca o sistem içinde tanımlı kullanıcılar arasında sınırlı bir süre ile değişime dayalı bir ödünç verme sistemine izin verilir. Ancak kitabı hediye etmek ya da satmak yasaktır.
– E-kitap okuma yazılımındaki DRM  (Sayısal Kısıtlama Yönetimi) yüzünden e-kitapları kopyalamak olanaksızdır ve telif hakları yasasından daha kısıtlayıcı olan lisans tarafından yasaklanmıstır.
– Amazon, arka kapı(backdoor) adı verilen yazılımları kullanarak ekitapları uzaktan erisim ile silebilir. 2009 yılında George Orwell’ in “1984” adlı kitabının binlerce kopyasını silmek için bu yöntem kullanılmıstır.

Bu ihlallerin biri bile e-kitapların, basılı kitapların gerisinde kalması için yeterlidir. Özgürlügümüze saygı gösterene kadar e-kitapları reddetmeliyiz.

E-kitap sirketleri yazarlara paralarını ödeyebilmek için alısılagelmis özgürlüklerin inkâr edilmesinin sart oldugunu söylüyor. Hâlihazırdaki telif hakları sistemi, bu konuda iyi bir is çıkarmaz; sistem daha ziyade sirketleri desteklemeye uygundur. Özgürlüklerimizi daraltmayan yöntemleri kullanarak ve hatta paylasımı kanuni hale getirerek daha çok destekleyebiliriz. Ben iki yöntem öneriyorum:
– Yazarlara, popülerliklerinin küp kökleri oranında vergiden fon ayırmak. [1]
– Kullanıcıların yazarlara gönüllü olarak ödeme yapabilecegi e-kitap okuyucuları tasarlamak.

E-kitaplar özgürlüklerimize saldırmamalıdır ama sirketler böyle buyurursa bunu yapacaklardır. Onları durdurmak elimizdedir. Kavga çoktan basladı bile.

Copyright 201 1 Richard Stallman
Creative Commons Attribution Noderivs 3.0.
Lisansı altında yayınlanmıstır.

[1 ] http: //stallman.org/articles/internet-sharinglicense.en.html

Reklamlar

Duvar Kağıdı Çalışmaları

Yayınlandı: 24 Temmuz 2011 / Grafik Tasarım, Linux

Farklı zaman dilimlerinde yapmış olduğum Linux temalı duvar kağıtları…

Faf Piperka

Yayınlandı: 18 Temmuz 2011 / Ekran Görüntüsü, Günce/L, Linux

Mekanik ve de dijital saatlere bakılırsa 5 (+/-)  saat gibi bir süre boyunca zaruri ihtiyaç molaları dışında aralıksız konuşabildiğim tek insan… Sıkılmadan… saklamadan… olduğu gibi…

Hiç konuşmamış gibiyim oysa… görmemiş gibi… Çok garip ve üzücüdür… Pek çok güzel ve kısa süren şey için böyle hissedegelmişimdir ne yazık ki.. Elimde değil… Ancak kesinlikle hatırlıyorum! Eksik olan o hazzın tam şu anda etrafımı kuşatmıyor oluşu…

Bazen “Nasılsın/ız?”  diye soranlara şarjım yok derim… Bilen bilir… İşte tam o saatlerde… Ola ki biri soraydı… Kesinlikle “Şarjdayım… Sonraaa..” der… Başımdan savardım…

Bir ara RMS’nin göbeğinden bahsettiğimizi bile hatırlıyorum.. 🙂 Nasıl bir işte çalışmak istediğimizden… Ortak şirketimizin arka bahçesindeki çalınmış zamanlardan… Kat yerleşimlerinden… Değil mi Ubuntu? 🙂

Yere odaklı ve sağa sola savrulan sevimli kafa hareketleriyle dolu güzel bir gündü… 🙂 Haftanın tamamından daha güzel görünmesi ise ayrıca güzel…

“Güzel” dedim demişken…. 🙂 Yok yok… 🙂

Hakkı verilmiş en değerli anlarımdandı… En kısa zamanda çok daha uzunlarına…

Kak dasi zaburam Ubuntu? Ve beşe yetse kamatnu?

 

 

 

Alakasız Üçleme (+Spoiler)

Yayınlandı: 03 Temmuz 2011 / Sinema

The Adjustment Bureau
Sonunda başkanın onlara yardımcı olacağını bilerek izlemiş olsam da güzel filmdi… Matt Demon’un oynadığı bir filmi izlemek her zaman keyifli olmuştur. Eskiden bu kanımı Nicholas Cage için muhafaza ettiğimi hatırladım birden.. Neden soğur gibiyim senden Cage? Filmde esaslı bir oyunculuk yok esasen.. Ancak filmdeki aksiyon, romantizm ve hafif  dram karışımı enteresan kekremsi bir tat bırakıyor seyir keyfi üzerinde.. 😀 (Yok artık daha neler) Güzel filmdi… Özellikle inatla birini/birşeyi isteyenlerdenseniz…

The Unknown
Hiç bir amerikan filminde bu kadar Türkçe konuşulduğunu görmemiştim. Almanya varoşlarını Türkler ile anlatma yoluna gitmiş olmaları da cabası… Senaryo bildik… Kim olduğunu unutan adamın aslına ihaneti… Bir tane de kız… Tamamdır… Hareketli vs.. ama sevmedim…

Hanna
Çok yavan kalmış konu… Kalbini ıskaladım… Yazamayacağım daha…