Eylül, 2006 için arşiv

Düş ve Eylül

Yayınlandı: 26 Eylül 2006 / Günce/L

Mor ağaçlarımdan dökülen yapraklara yetmedi kat ettikleri yol… düşlerince yaşayamadılar acılarını.. kısacık sürdü.. an kadar…

Düştü ve katıldı diğerlerine… ezildi, savruldu yerinden oldu, kırıldı, belki de acımasızca süpürüldü. Sonu yoktu bu çılgınlığın. Kısırdöngü!

Derken… Küçük bir kız çocuğu geldi. Sarı buklelerine yapraklarıma yaptıklarını yapamayan kara rüzgarlar, sever gibi okşadı yanaklarını. Haz verdi. 

Korkuyordu! Ak düşlerinde gördü hep. Kimi zaman sarıp sarmaladılar, kimi zaman küçük yüreğini korkutan acılarından bir halı olup uçurdular onu başka düşselliklere. Hep geri döndü. Korkularından saklamaya çalıştığı elleriyle eğildi usulca yapraklarıma. Dokun küçük!… dokun. 

Mor ağaçlarımın dökümünü izlediğim mahkum çalılıklarından dikenler yiyerek doğruldum. Kimdi saklı bahçeme girmeye cesaret eden? Nasıl bu kadar kolay dokunabiliyordu acılarıma? Neden? Güçlükle attığım adımlar sandığımdan daha da yakınlaştırdı beni. Yaralarımmm… 

Dokunamadan acılarıma doğruldu… Sarı bukleleri her hareketinde kendilerinden beklenmeyecek hareketlilikleriyle kara rüzgarların savurduğu beyaz elbisesine eşlik ediyordu. Gülen yüzü solgun benzime güneş olup doğdu. Pembe! Bana arkası dönük küçücük kız çocuğu  bana dönene kadar hüzünler güzeli oldu… Olgunlaştı..

Aydınlandı acılarım, benzim, bahçemmm… Karadiken bahçeleri, kan tarlası gelincik bahçeleri oldu… ipek, şile oldu…

…. Acılarım?

Ya korkuları? ….

Ne oldu onlara? 

Hani demiştim ya… belki.. beklide aydınlık saklı bahçemizde oturup mor bir ağacımın altına, okuduğumuz bir hikayede unuttuk hepsini…

…. Hikaye? 

Haklıydın… Masal değil… hikaye bu… 

Sararmış bir hüznün sonbahardaki hikayesi… Oku!